|
Günlerdir, gerek gazeteler gerekse televizyonlar aynı konu ile meşgul televizyonlar “one minute” görüntülerini servis ederken yazılı basının tüm kalemleri aynı konuya kilitlendi.Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz”demesi ve ardından Davos’u terk etmesi.
Kimileri bu görüntüden sonra Erdoğan’ı Fatih ilan ederken, kimileride bu hareketin bedelini Türkiye öder demektedir.Medya ikiye bölünmüş gibi; Aslında, İsrail bunu hak etti birinin bunu yapması gerekirdi diyenler çoğunlukta.Bu düşüncede olanlar yurtiçinde olduğu gibi, yurtdışındada epey çoğunlukta.Ancak üslup açısından diplomatik bulmayanlarda var.Tüm bu tartışmalar ve gösteriler yapılırken biz Davos’a nereden geldik ve onu bir hatırlayalım.
Yılbaşından önce İsrail, Gazze’ye saldırı başlattı.Hamas’ın roket saldırısını bahane eden İsrail Üç Hafta süren Gazze saldırısında 1.100’e yakın Filistin’liyi öldürdü.Öldürülen Filistin’lilerin içinde Kadın,çocuk,yaşlı ve sivil yüzlerce masum vardı.Yaşananlar adeta katliamdı.Ve bu katliam tüm dünya’nın gözü önünde cereyan etti.
İsrail Devletinin ,Terörist yüzünün ne kadar vahşi ve zalim olabileceğini tüm dünya canlı olarak izledi.
Bu Üç Hafta süren katliam boyunca , İsrail ciddi bir yaptırım ve kınama ile karşılaşmadı.Dünya devletleri bu katliam karşısında adeta üç maymunları oynadı.Ciddi bir tepki ile karşılaşmayan İsrail ise gittikçe pervasızlaştı.Hastaneler ve BM korumasındaki yapılar bile bu saldırının hedefi oldular.
Türkiye adına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan saldırının hemen sonrasında tepkisini dile getirdi.Barış için arabuluculuk yapmaya çalışan Erdoğan habersizce yapılan bu saldırıya en sert tepkiyi veren liderdi Ancak bu İsrail’in ilk sabıkası değil.İsrail devlet olarak birçok katliama imza atmıştır.Bugüne kadar Devlet Terörü konusunda İsrail’in dosyası epey kabarık ne acıdır ki bugüne kadar Birleşmiş Milletler ne de Sivil Toplum Kuruluşları tarafından ciddi bir yaptırımla karşılaşmayan İsrail Ortadoğu barışı için ciddi bir tehlike arzediyor. Dünya Devletleri İsrail’e karşı bir ambargo uygulamayınca İsrail şiddetin dozunu sürekli arttırdı. Gazze görüntüleri medyada yayınlanınca insani duygulara sahip herkesin yüreği sızladı.Dünya’nın her tarafında barış ve kardeşlikten yana olan yürekler yas’a boğuldu.Ölen minnacık bebeklerin cansız bedenleri ellerde taşınırken, tüm annelerin yüreğine ateş düştü.Annelerin feryadı televizyonlardan odalarımıza yayıldı. Havar sesleri kulaklarımızda yankılandı.Yaşananlar adeta yanı başımızdaydı.Bu vahşeti anlatmaya kelimeler yetmiyordu.
İşte bu zulüm ve vahşeti yüreğinde hisseden herkesin sesi oldu, Erdoğan Davos’ta.
Tayyip Erdoğan Davos’ta hepimizin yapmak istediği şeyi yaptı.Bebek katili Devletin Cumhurbaşkanı’na “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz”dedi.Lafını eğip bükmeden, dolandırmadan ve diplamatik bir kaygı taşımadan doğrudan söyledi.O an, Türkiye Başbakan’ı Erdoğan olarak değil, insan Tayyip Erdoğan olarak yüreğinden geldiği gibi konuştu yaptığı ve söylediği ile Dünya’nın dört bir tarafındaki insan yüreklere su serpti.Onların sevgi ve saygısını kazandı.Onların düşünce ve duygularına tercüman oldu.
Sayın Erdoğan’ı bir kez daha kutluyoruz. Aslında Erdoğan, İslamiyet’te “ZULMÜN KARŞISINDA SUSAN, ZULME ORTAKTIR”.Şiarının gereğini yerine getirmiştir. Zulmün karşısında susmamış ve tepki göstermiştir. Zulüm nerede yapılırsa ve kimden gelirse karşısında durmak insan olmanın ölçütüdür. İnsanlık tarihi boyunca gücü elinde bulunduranlar, bu gücü çoğunlukla insanlara karşı kullanmıştır. Zulüm karşısında direnenler gerçek lider olarak tarihte yerini almıştır.
Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e insanlık dersi veren Erdoğan acaba Türkiye için ne düşünüyor. Türkiye 25 yıldır devam eden iç savaşta 40-50 bin vatandaşını kaybetmiştir. Bu kirli savaşı durdurmak için Erdoğan ne düşünüyor? Bir Planı var mı?
Jitem’in işlediği söylenen 5 000 civarındaki cinayetin aydınlatılması için bir çalışma başlatmış mıdır? TBMM raporlarına da yansıyan 17 000 faili meçhul cinayet dosyası için bir komisyon kurmuş mudur? Bu Failli Toplum tarafından bilinen dosyalar aydınlatılacak mı?Failler yargı önüne çıkarılacak mı?Kürtleri hedef alan ve derin devlet tarafında kurulan JİTEM ve HİZBULLAH adlı örgütlerin yönetici ve tetikçileri adalete teslim edilecek mi?Engin Çeber’e işkence edip öldüren kamu görevlileri hak ettikleri cezayı alacaklar mı?Baran Tursun’un Babası genç yaşta kaybettiği oğlunu öldüren polisin cezalandırıldığını görecek mi?
Eğer tüm bu ve benzeri sorulara evet diyorsa Sayın Erdoğan, işte o zaman gerçek bir lider diyebiliriz kendisine Sayın Erdoğan komşu devletleri eleştirme hakkını kendisinde görüyorsa, komşu devletlerinde bizi eleştirebileceğini unutmayalım. Öyle ya kendi evinin içini temizlemeden komşu’nun pisliğinde yakınmak olmaz.Önce kendi sorunlarımızı çözeceğiz,daha sonra komşu’ya tavsiyede bulunacağız.Evet Sayın Erdoğan, Önce içinizdeki sorunları çözmeye başlayın Türkiye’nin çözüm bekleyen birçok sorunu var.
Türkiye halkları bu sorunların çözümünü sizden bekliyor haydi Erdoğan kolları sıvayın Ergenekon’u iyice silkeleyin bakın JİTEM ve Susurluk yerlere saçılacaktır. Bu Ülkede derin devlet Lağvedilmediği müddetçe hiçbir sorun çözülmez. Kürt sorunu, Ermeni sorunu, Kıbrıs sorunu, Türban sorunu ve diğer tüm sorunların çözümü Ergenekon’da yatıyor. İtalya, Yunanistan ve birçok Avrupa devleti kendi gladiolarını ortaya çıkardı.Cesaretli savcılar ve cesur siyasetçiler eliyle, Avrupa gladiolarını temizledi.Sıra Türkiye’de. Bu ülkede cesur savcılar var. Sıra siyasetçilerde.
Haydi Erdoğan bu pisliği temizleyin, ülke arınıp aklansın. Eğer siz Ergenekon Pisliğini temizleyemezseniz. O Pislik sizi yutacaktır.
Davos’ta gösterdiğiniz dirayeti şimdi Türkiye’de de bekliyoruz. Bunu başarırsanız tarihe gerçek bir lider olarak geçersiniz.Türkiye’nin aydınlık geleceği için, Ergenekon açığa çıkmalı. |
|
|
TRT ŞEŞ
Merhaba sevgili Radyo Akdeniz dostları. Yeni yılınızı kutlar, beklentilerinizin 2009 da gerçekleşmesini dilerim.
Sevgili dostlar yeni yılın ilk gününde yayın hayatımıza yeni bir televizyon kanalı girdi. TRT Şeş. 24 saat yayın yapacak olan bu kanal Kürtçe dilini kullanacak.
Tüm eksik ve kusurlarına rağmen hoş geldin TRT şeş diyoruz.
Devlet, 80 yıllık inkâr ve imha politikalarının sonunda, Kürtleri resmen tanımıştır. TRT ŞEŞ, Kürtleri ve Kürtçeyi zimmen tanımadır. Eksik kalan yasal prosedürdür. Beklentimiz en kısa zamanda Anayasal güvence altına alınmış bir Kürt kimliği ve dilidir. Çünkü Kürtçe merhabalaştığı için savcılar hala soruşturma açmakta, mahkemeler insanlara ceza yazdırmaktadır. En son Manavgat’ta bir seçim bürosunun açılışında Kürtçe merhabalaştığı için Orhan Miroğlu ve Hikmet Fidan’a ceza yağmıştı. Üstelik Hikmet Fidan ceza aldığında yaşamıyordu. Yine TBMM Kürtçe dilini kayıtlara bilinmeyen bir dil olarak yazıyordu. Şimdilerde ise Kürtçe yapılan konuşma ve yazı için TBMM …. Olarak kayda geçiyor. Eh buda bir aşamadır. Bilinmeyen bir dilden … (üç nokta) terfi etmek.
Mevcut yasalara göre TRT ŞEŞ suç işliyor. Hem öyle böyle değil günün 24 saati suç işliyor. Her ne hikmetse savcılarımız harekete geçmiyor. Hatta açılışı Şivan Perwer’in yasak şarkısı Mıhemedo ile yapmasına rağmen TRT şeş Kürt sorununa bir çözüm değil, olamazda.
Ancak bu sorunun tanınması ve tartışılması için bir açılım olabilir. Olumlu bir gelişmedir. Desteklenmelidir. Tabi bir seçim yatırımı değilse.
Önümüzde yerel seçimler var. AKP yerel seçimlerde Doğu ve Güneydoğu’da DPT’nin oylarına talip. Bu yüzden TRT Şeş seçim öncesi alelacele yayına girdi.Ülkenin doğusunda iki parti yarışacak AKP VE DTP.
Diğer partiler tabela partisi olmaktan öteye gitmezler.Gerek AKP gerekse DTP son dönemlerde söylemlerini radikal bir çizgiye oturttular. AKP “beğenmeyen gider” ve “ herkesin bir sabrı var” gibi söylemleri ile Kürt oylarında ciddi bir kayba uğradı. Ancak TRT Şeş ile bu oyları kazanabileceğini sanmıyorum. Kürt açılımında ciddi bir proje ile ortaya çıkması lazım. Kürt halkının Kürtçe bir televizyon kanalına ihtiyacı yok. Şu anda 5-6 kanal Kürtçe yayın yapıyor. Kürtlerin anayasal güvence altına alınmış bir kimlik ve dil’e ihtiyaçları var. Kürtlerin eşit hak ve özgürlüklere sahip bir eğitim ve öğretime ihtiyaçları var.Kürtlerin, Anadolu coğrafyasını oluşturan mozaiğin bir rengi olarak görülmeye ihtiyacı var.
Bütün bu yasal düzenlemeler yapılmadan, yayına geçirilen TRT Şeş ile sadece kendi hukukunuzu çiğnemiş olursunuz.
Ve şu anda hukukunuzu ayaklar altına almışsınız. Bir an önce anayasa değişikliliği yapılmalı ve bu gülünç durum ortadan kaldırılmalı. Yıllardır tüm siyasi partiler seçim öncesinde anayasayı değiştirmek için halka söz verirler. Ancak 90’lı yıllardan bu yana iktidar olan tüm siyasi partiler, darbe artığı olan 12 Eylül anayasasını değiştirmediler. Darbe anayasasını değiştirmeyen iktidarlar, kendi ihtiyaçları için bazı maddeleri değiştirmekte sakınca görmediler.
AKP uzun zamandır anayasa değişikliği için çalışmalar yaptığını gündeme getiriyor. Ama bir türlü, bu çalışmalar ete kemiğe bürünüp meclis gündemine veya kamuoyunun önüne getirilmiyor. Sürekli dile getirilen ama hayata geçirilmeyen bir anayasa değişikliği söylemi var. Bu söylem en kısa zamanda hayata geçmeli. Türkiye’deki sorunlara çözüm olacak, tüm kesimleri kucaklayacak bir anayasa’ya acil ihtiyaç vardır.
Türkiye yeni bir dönemece girmiştir. Yüzünü Batı’ya dönen bir Türkiye, kendi gerçekleri ile yüzleşmek zorundadır.
Bu anlamda Ergenekon davası bir milat olabilir. Bu fırsat iyi değerlendirilmeli. Tüm karanlık ilişkiler ve derin kurumlar tasfiye edilerek demokratik bir Türkiye inşa edilebilir.
Halkın ve sivil toplum kuruşlularının katılımı ile oluşturulacak bir anayasa, Türkiye’yi Avrupa’ya yaklaştıracaktır.
Kendi içinde birlikteliği sağlamış, sorunlarını çözmüş bir Türkiye, dış siyasete daha aktif rol oynayabilecektir.
Türkiye 12 Eylül darbe anayasasını bir an önce değiştirmek için gerekli iradeyi göstermeli.
Aksi halde tüm bu sözde açılımlar, seçim yatırımı olmaktan öteye gitmeyecektir.
TRT ŞEŞ olumlu bir adımdır. Kutluyoruz. Ama hemen belirtelim, temkinli yaklaşıyoruz.
Devamını bekliyoruz. Atılacak adım bellidir. Haydi AKP, Kürtçe açılımında ne kadar samimi
olduğunu görmek istiyoruz. Zira 29 Mart’a az kaldı. |
|
|
|
|
|
|